İnsan Şaşar Beşer Onar Hatta Yirmişer...

Soner / İstanbul

Bu hayat arkamızdan kovalıyor bizi. İşte bu yüzden duramıyoruz dünyanın en hızlı ve kuralsız olan otobanında. Zaman bize hükmediyor. Kahvaltımızı ne zaman yapmamız gerektiğini, ne zaman evleneceğimizi, ne zaman işe gideceğimizi, ne zaman işten çıkacağımızı, hangi günler dinleneceğimizi hep o söylüyor. Biz de ona uyuyoruz. Zamanla aramda husumet var benim. Aramız iyi değil. En büyük düşmanım. Bazen, en olmadık saatte, bir bankın üstünde oturup insanlara bakarak, bazen kimsenin talep etmediği bir seansa bilet alarak, bazen bir başka şehre aniden seyahat ederek kafa tutuyorum ona. Hoşlanmıyor. Yazmayı seviyorum. Bundan da hoşlanmıyor... Hangi otorite, sorgulayıcısını sevmiş ki?

Recent Tweets @banageldiler

Amerikalı sosyolog Michael Kimmel, davetli olduğu bir seminer esnasında, iki kadının hararetli bir konuşma içerisinde olduğunu farkeder. Kadınlardan biri zenci, diğeri ise beyazdır. Zenci kadın, “Sabah kalkıp aynaya baktığında ne görüyosun?” diye sorar karşısındaki kadına..kadın soruyu garipsemiş bir şekilde; “Bir kadın görüyorum?” der. Zenci kadın ise, “bak sorun da bu işte..sen bir kadın görüyosun, ben ise zenci bir kadın görüyorum. Benim tenim görünürken, senin tenin görünmez.” der. Sarsıcı bir şey daha ekler; “Ayrıcalıklar böyledir işte..sahip olana görünmezler”. 

Dün Mado’da, külahların önünde kendini yerden yere atan bir çocuk vardı. Hayır, çocuğa dondurma almışlardı. Sadece çikolatalının yanında fıstıklı da istiyormuş. Ondan dağıtıyormuş ortalığı. O sırada içeriye tükenmez kalem satan bi çocuk girdi, “kalem alır mısınız?” dedi masalardan birine. Masadakiler hiçbir ara vermeden diyaloglarına devam ediyorlardı. Sonra çocuk başka masaya gitti..adamın teki 1 saniye falan suratına baktı çocuğun..sonra karşısındakine dönüp konuşmaya devam etti. Çok ilginç, boş, anlamsız bir bakıştı. Sanki çocuk orada olmasa da, zaten o sırada oraya bakacakmış gibi. Sonra başka bi masaya gitti çocuk..gittiği masadaki kız telefonuyla ilgilenmeye başladı. Oradan da ayrıldı. Toblerone’un logosunda gizlenmiş olan ayı gibi, ne çok ayı gizlenmişti o gün etrafa. Çocuk adeta görünmez gibiydi. Ama sonra aklıma Kimmel’ın anlattığı bu hikaye geldi işte. Görünmez olan çocuk değil, bizim sahip olduklarımızdı. Çocuğa görünen, bize görünmeyen. Belki de bu yüzden o bizi görüyor, ama biz onu bir türlü farkedemiyorduk.

Not: Merak etmeyin çocuğu yakaladım, tükenmez kalem de aldım, dondurma da. Tezgahın önünde durup “hangilerinden olsun?” dedim, “farketmez” dedi, biraz utangaç, biraz donuk. Öyle ya, ‘seçmek’ de bizlere has..sattığın kalemler gibi tükenme sen çocuk.

Yine eskidendi böyle..çok eskiden. Lisede ülkücü takılan arkadaşlarımın, gizli gizli Ahmet Kaya dinlediği zamanlar… Hoşlandığım kızı eve davet etmiştim. Kız “bu ne?” dedi odaya girince..duvardaki posteri gösteriyo. Duvarda Besim Tibuk’un posteri var. Ulan bu kim? Baban mı? Deden mi? Popçuya benzemiyor..topçuya benzemiyor..takım elbiseli bi adam. Kim abi bu? Neden odamda bu adamın posteri var? Aklıma hiçbir şey gelmedi. Yani ne bileyim..”Liberal Demokrat Parti’nin başkanı, çok seviyorum.” falan diyemedim. Kızın ilgisini çeksin diye, “Türkiye’yi kurtaracak o” dedim. Kız bi gülmeye başladı..ama öyle böyle değil. Nası gülüyo..nası zoruma gidiyo..bişey de diyemiyorum. 16-17 yaşındayız. Liberalizm’den bahsedeyim dedim biraz, “yani mesela biz vergi almıcaz öyle çok fazla..” falan dedim, daha kötü oldu her şey..kızı durduramıyorum. “Ne diyosun aaaaaaaaaaaaaabiiiiiiiiiii yaaaaaaaaaaaaaaaa ahhahaahahahhaah” falan diyo başka bişey demiyo..Yani çok kötü bir durum. Allah kimsenin başına vermesin. Hayır işin kötüsü, liberalizmi ben de tam bilmiyorum. Neticede Özcan Deniz kliplerinin yeri göğü inlettiği zamanlar. Kızlar Özcan Deniz’den hoşlanıyo diye, onun hareketlerini gizli gizli taklit etmeye çalışan, daha da kötüsü, öyle kız tavlamaya çalışan bi tipim. Böyle onun klipteki ağır el hareketlerini falan taklit etmeye çalışıyorum ama olmuyo bende, sırıtıyo, olmuyo. Bi de benim aklımda kıza çıkma teklifi etmek var..Onu da çalışmışım aynanın karşısında. Taktiğim şu; kıza diyorum ki, “hadi gel dondurma yemeye gidelim”. O da bana diyorrr ki “Soner? Bu bi çıkma teklifi mi?” Ben de ona, kafamı özcan deniz gibi yapıp, “bilmem..belki de öyledir?” diyorum ve çıkmaya başlıyoruz! Ama öyle bi ortam var ki, o an bırak çıkma teklifini, deprem olsa, kıza “hadi koş çıkalım evden!!” desem, bana “önce sen çık, ben geliyorum canım” falan diyecek. O kadar bozuldu ortam. Yani sanırım en son, ondan bi 3-4 sene önce, sevdiğim kız adımı yanlış telaffuz ettiğinde bu kadar kötü olmuştum. Ne yapacağımı bilemiyordum. Sonra kızın gülmeleri yavaş yavaş durdu böyle yavaşladı..”ayyyyyyyyy soner çok tatlısın yaa ahahah” falan dedi ama sanki ‘gerizekalı tatlılık’ babında dedi..tabii tam güvenemiyorum artık kendime. Ardından da “kurt gibi acıktım ben biliyo musun?” dedi. Ya dedim ki “‘kurt gibi’ ne demek??” Ne bu ya dedim, türk filminde miyiz nası bi replik bu dedim..”Noldu ya?” dedi. Ya dedim ki, “acıktıysan acıktım dersin, çok acıktım dersin..ama ‘kurt gibi’ ne? Sen Halit Akçatepe misin? Ben Adile Naşit miyim? İşten mi geldin? Ne bu şimdi?” dedim. Aklını aldım kızın aklını! Bu bi şaşırdı. Bi ters yaptım böyle kıza. Dalga geçenle hemen dalga geçeceksin, durumu eşitleyeceksin abi. Ama o kadar saçma bi konuda tribe girdim ki, yani kızın o an “deli misin lan sen? Şebeke misiniz olm siz? Beni getirdin buraya örgüt evi gibi yere..deli deli de konuşuyosun” demesi işten bile değil.Ama sonra beklenmedik bir şekilde ortam düzeldi biraz..yani toparladım durumu. Böyle gülüyoruz ediyoruz..dedim ki, “DONDURMA YEMEYE GİDELİM Mİ??”..Aynanın karşısında defalarca çalıştığım bu taktiğe göre kızın da bana o an “Soner? Bu bi çıkma teklifi mi?” demesi gerekiyor ki ben de Özcan Deniz hareketimle, “Bilmem..belki de öyledir?” yapıcam. Kız direkt “HADİ GİDELİM!!” dedi..Bi kaldım böyle..hiçbişey diyemiyorum. Hareket edemiyorum hareket..Besim Tibuk’a bakıyorum. “Olm..” diyo bana, “seni partiye aldık amaaa, iyi mi yaptıııkk kötü mü yaptıııkk bilemiyorum be olm” diyo..Besim abi diyorum, “sus” diyo..”hadi kızı bekletme” diyo..Neyse işte ben o günden beri hep ne hayaliyle yaşadım biliyo musunuz? Bir gün LDP iktidar olacaktı. Besim Tibuk da başbakan. Tibuk ülkeyi kurtaracaktı. Ben de kıza telefon açıp, “Selam tatlım, o gün gülmüştün ama..olanları görüyo musun?” diyecektim. Kız da bana “soner inanamıyorum sana nası bi öngörü bu yaa ohaaaağğğğ!!” falan diyecekti. Sırf bu havayı atmak için inanılmaz koşturdum partide. Sabah akşam afişler pankartlar astım köpek oldum. Artık nası verimsiz, nası kör noktalara astıysam afişleri, biz seçimde %0,03 mü ne aldık. Tibuk partiyi bıraktı. Dünyamın başıma yıkıldığı bi o andır, bir de karate elbisemle sokakta hava atarken ayı gibi bi çocuğun beni herkesin içinde eşşek sudan gelene kadar dövdüğü ve eşşeğin oldukça geciktiği gündür. En son “abi bu oyuncak kuşak, gerçek kuşak değil, ben karate falan bilmiyorum abi” dediğimi hatırlıyorum. Tibuk’u ise hep iyi hatırlıyorum…

Yine eskidendi böyle..çok eskiden. Lisede ülkücü takılan arkadaşlarımın, gizli gizli Ahmet Kaya dinlediği zamanlar… Hoşlandığım kızı eve davet etmiştim. Kız “bu ne?” dedi odaya girince..duvardaki posteri gösteriyo. Duvarda Besim Tibuk’un posteri var. Ulan bu kim? Baban mı? Deden mi? Popçuya benzemiyor..topçuya benzemiyor..takım elbiseli bi adam. Kim abi bu? Neden odamda bu adamın posteri var? Aklıma hiçbir şey gelmedi. Yani ne bileyim..”Liberal Demokrat Parti’nin başkanı, çok seviyorum.” falan diyemedim. Kızın ilgisini çeksin diye, “Türkiye’yi kurtaracak o” dedim. Kız bi gülmeye başladı..ama öyle böyle değil. Nası gülüyo..nası zoruma gidiyo..bişey de diyemiyorum. 16-17 yaşındayız. Liberalizm’den bahsedeyim dedim biraz, “yani mesela biz vergi almıcaz öyle çok fazla..” falan dedim, daha kötü oldu her şey..kızı durduramıyorum. “Ne diyosun aaaaaaaaaaaaaabiiiiiiiiiii yaaaaaaaaaaaaaaaa ahhahaahahahhaah” falan diyo başka bişey demiyo..Yani çok kötü bir durum. Allah kimsenin başına vermesin. Hayır işin kötüsü, liberalizmi ben de tam bilmiyorum. 

Neticede Özcan Deniz kliplerinin yeri göğü inlettiği zamanlar. Kızlar Özcan Deniz’den hoşlanıyo diye, onun hareketlerini gizli gizli taklit etmeye çalışan, daha da kötüsü, öyle kız tavlamaya çalışan bi tipim. Böyle onun klipteki ağır el hareketlerini falan taklit etmeye çalışıyorum ama olmuyo bende, sırıtıyo, olmuyo. Bi de benim aklımda kıza çıkma teklifi etmek var..Onu da çalışmışım aynanın karşısında. Taktiğim şu; kıza diyorum ki, “hadi gel dondurma yemeye gidelim”. O da bana diyorrr ki “Soner? Bu bi çıkma teklifi mi?” Ben de ona, kafamı özcan deniz gibi yapıp, “bilmem..belki de öyledir?” diyorum ve çıkmaya başlıyoruz! Ama öyle bi ortam var ki, o an bırak çıkma teklifini, deprem olsa, kıza “hadi koş çıkalım evden!!” desem, bana “önce sen çık, ben geliyorum canım” falan diyecek. O kadar bozuldu ortam. Yani sanırım en son, ondan bi 3-4 sene önce, sevdiğim kız adımı yanlış telaffuz ettiğinde bu kadar kötü olmuştum. Ne yapacağımı bilemiyordum. 

Sonra kızın gülmeleri yavaş yavaş durdu böyle yavaşladı..”ayyyyyyyyy soner çok tatlısın yaa ahahah” falan dedi ama sanki ‘gerizekalı tatlılık’ babında dedi..tabii tam güvenemiyorum artık kendime. Ardından da “kurt gibi acıktım ben biliyo musun?” dedi. Ya dedim ki “‘kurt gibi’ ne demek??” Ne bu ya dedim, türk filminde miyiz nası bi replik bu dedim..”Noldu ya?” dedi. Ya dedim ki, “acıktıysan acıktım dersin, çok acıktım dersin..ama ‘kurt gibi’ ne? Sen Halit Akçatepe misin? Ben Adile Naşit miyim? İşten mi geldin? Ne bu şimdi?” dedim. Aklını aldım kızın aklını! Bu bi şaşırdı. Bi ters yaptım böyle kıza. Dalga geçenle hemen dalga geçeceksin, durumu eşitleyeceksin abi. Ama o kadar saçma bi konuda tribe girdim ki, yani kızın o an “deli misin lan sen? Şebeke misiniz olm siz? Beni getirdin buraya örgüt evi gibi yere..deli deli de konuşuyosun” demesi işten bile değil.

Ama sonra beklenmedik bir şekilde ortam düzeldi biraz..yani toparladım durumu. Böyle gülüyoruz ediyoruz..dedim ki, “DONDURMA YEMEYE GİDELİM Mİ??”..Aynanın karşısında defalarca çalıştığım bu taktiğe göre kızın da bana o an “Soner? Bu bi çıkma teklifi mi?” demesi gerekiyor ki ben de Özcan Deniz hareketimle, “Bilmem..belki de öyledir?” yapıcam. Kız direkt “HADİ GİDELİM!!” dedi..Bi kaldım böyle..hiçbişey diyemiyorum. Hareket edemiyorum hareket..Besim Tibuk’a bakıyorum. “Olm..” diyo bana, “seni partiye aldık amaaa, iyi mi yaptıııkk kötü mü yaptıııkk bilemiyorum be olm” diyo..Besim abi diyorum, “sus” diyo..”hadi kızı bekletme” diyo..

Neyse işte ben o günden beri hep ne hayaliyle yaşadım biliyo musunuz? Bir gün LDP iktidar olacaktı. Besim Tibuk da başbakan. Tibuk ülkeyi kurtaracaktı. Ben de kıza telefon açıp, “Selam tatlım, o gün gülmüştün ama..olanları görüyo musun?” diyecektim. Kız da bana “soner inanamıyorum sana nası bi öngörü bu yaa ohaaaağğğğ!!” falan diyecekti. Sırf bu havayı atmak için inanılmaz koşturdum partide. Sabah akşam afişler pankartlar astım köpek oldum. Artık nası verimsiz, nası kör noktalara astıysam afişleri, biz seçimde %0,03 mü ne aldık. Tibuk partiyi bıraktı. 

Dünyamın başıma yıkıldığı bi o andır, bir de karate elbisemle sokakta hava atarken ayı gibi bi çocuğun beni herkesin içinde eşşek sudan gelene kadar dövdüğü ve eşşeğin oldukça geciktiği gündür. En son “abi bu oyuncak kuşak, gerçek kuşak değil, ben karate falan bilmiyorum abi” dediğimi hatırlıyorum. Tibuk’u ise hep iyi hatırlıyorum…

Asker xsblack Asks:
Soner? (sorum bu değil aslında:))
banageldiler banageldiler Said:

Zaten zor soru o, başka bişey sor bence de:)

Asker Anonim Asks:
Sana soydum bu şeftaliyi, bak sert ve sulu. Söylesene Soner saatin kaça kurulu? (Bi de şeftali sevmiyormuşsun :/)
banageldiler banageldiler Said:

deli deliyi görünce takip edermiş.

Asker Anonim Asks:
sizi veya yazılarını takip edebileceğimiz başka bi platform var mı efem?
banageldiler banageldiler Said:

Aslında buraya yazıyorum genelde…Bir de az kullandığım, yeni açtığım bi twitter var, https://twitter.com/SonerBastiat 

Henüz kahvaltıların hızlıca yapılmak zorunda olmadığı zamanlardı. Kıyafetlerin çok önemli olmadığı..ve pastadan daha önemli değildi onu nasıl yediğimiz. Sevince baya sevdiğimiz, tribe çok giremediğimiz..ve sevince, ille de sevişmek zorunda olmadığımız zamanlardı. Doğumgünleri önemliydi. Yine belki vardı yalanlar ama bu kadar yakın değildi bize. Bu kadar önemli değildi başkalarının hayatları, neler yaşadıkları. Halley önemliydi, Çokokrem önemliydi. En yakın bakkal önemliydi ve en çok izlenen diziydi Bizimkiler. (Fotoğrafta beni bulana bir şey vaadetmiyorum zira kabak gibi parlıyorum, bu nası bi tiptir arkadaş…)

[Yeni yazım AYNA, 3H Blog’da yayınlandı http://www.3hhareketi.org/blog/Ayna-180/]

Erdoğan’dan kurtulmayı dileyenler, size kötü bir haberim var. Bir an için kendisinden kurtulduğumuzu düşünelim; yeni bir Erdoğan’ın 2-3 ay içinde karşımızda olacağından hiç şüphem yok. 

Erdoğan bana göre Türkiye’nin ta kendisi. Bu yüzden kazanıyor her seçimi. Sokaktaki adam. Kahvedeki adam. Hatta bayram ziyaretinde salak salak siyasi yorumlar yapan akrabamız o. Erdoğan Ortadoğu’nun ta kendisi. Bu topraklarda 1 tane Erdoğan yok, en az 30 milyon Erdoğan çarşıda-pazarda, okulda-işte her yerde konuşuyor, aramızda dolaşıyor. Burada herdoğan yeni bir Erdoğan aday adayı. Bence ona kızmamızın asıl nedeni çirkinliğimizi sürekli yüzümüze vurması. Aynada kendini görmeye tahammülü olmayan birini, içerisi ayna dolu bir odaya kapatmak gibi. 

"Afedersiniz Ermeni dediler bana" diyor. Kızıyoruz. Çünkü biliyoruz ki çok daha kabaları sabaları her gün yüzbinlerce kez sarfediliyor burada. O kadar çok ki öteki. Siz bu satırları okurken bile en az bi 100 kişi, Kürtlere, Yahudilere, Rumlara, Zazalara, ‘gavur’lara, sırf onun gibi doğmadıkları için küfretti. Sadece 18 kanal canlı yayınlamadı, o kadar. Sonra çay söyledi, önünden geçen kızların arkasından baktı..gözlerini muhakkak aşağı kaydırdı..içinden neler neler geçti, arkalarından neler neler dedi…

Kimler geldi, kimler geçti. Erdoğan da gelir geçer. Hiç kimse ölümsüz değil.

Önemli olan şu: Biz ne zaman aynaya bakınca mutlu olacağız?

Pek sevdiğim arkadaşlarımdan biri Tumblr’a katıldı. Bu çocuğu takip edin, güzel şeyler yazacak: http://vonberturk.tumblr.com

vonberturk
:

image

                              ****Klasik bir sürü üyesi refleksi

     image

 ****Hmmm ölü birine çağrı. Üstelik dua ederek falan değil sosyal medya üzerinden. Yaratıcı. Birçok sürü üyesi tarafından çok beğenildi. 

 

Resimlerin ne anlama geldiğini yazının sonunda anlayacaksınız. Ve muhtemelen dönüp bir daha bakacaksınız.

Read More

Asker Anonim Asks:
Soner, neyi merak ediyorum biliyor musun? Beynin kaç milyar nöron? Sevgi&saygı.
banageldiler banageldiler Said:

"Sevgi&Saygı" derken? Sen mi geldin Şehnazcuuğuuuumm:)

Asker Anonim Asks:
Soyadın nedir
banageldiler banageldiler Said:

hacımuhittineblekoğularrındanihsanoğlululu (sonundaki luluya dikkat et yalnız, karışmasın başka soyadlarıyla).

Asker Anonim Asks:
sana içimi dökesim var.
banageldiler banageldiler Said:

anlat ben dinlerim, ama bi karşılık verebilir miyim bilemiyorum.

Asker Anonim Asks:
İlk kez ben de İstanbul'da kaldım bu bayram ama bi sakinlik göremedim. Ama gene de İstanbul'un bu halini sevdim, bol bol seyrettim, nefesini içime içime çektim. ama filistin aklıma gelince kitap okumaktan vazgeçtim önce can güvenliğim için şükrettim sonra beyin fırtınası yaptım. Katil ve zalimleri nasıl durdurabilirim?tüm sorgulamalarım bu yönde. ne keyif kaldı ne zevk ne de huzur bende anlıcan. Bu katliamları izleyen bizler de savaş suçlusu muyuz? vebal altında mıyız insan olarak bilemedim ki
banageldiler banageldiler Said:

zor soru.