İnsan Şaşar Beşer Onar Hatta Yirmişer...

Soner / İstanbul

Bu hayat arkamızdan kovalıyor bizi. İşte bu yüzden duramıyoruz dünyanın en hızlı ve kuralsız olan otobanında. Zaman bize hükmediyor. Kahvaltımızı ne zaman yapmamız gerektiğini, ne zaman evleneceğimizi, ne zaman işe gideceğimizi, ne zaman işten çıkacağımızı, hangi günler dinleneceğimizi hep o söylüyor. Biz de ona uyuyoruz. Zamanla aramda husumet var benim. Aramız iyi değil. En büyük düşmanım. Bazen, en olmadık saatte, bir bankın üstünde oturup insanlara bakarak, bazen kimsenin talep etmediği bir seansa bilet alarak, bazen bir başka şehre aniden seyahat ederek kafa tutuyorum ona. Hoşlanmıyor. Yazmayı seviyorum. Bundan da hoşlanmıyor... Hangi otorite, sorgulayıcısını sevmiş ki?

Recent Tweets @banageldiler
Asker Anonim Asks:
14 yaşındayım. yazdıklarınla büyüyorum. büyünce ne olacak çok merak ediyorum.
banageldiler banageldiler Said:

daha önce blogumla büyüyen birisine rastlamamıştım, ben de merak ediyorum. Ama şimdiden merakını gidereyim biraz…

Büyüdükçe iğrenç bi insan olmaya başlıyosun. Yalanları normalleştirmeye, seviştiğin kişileri bile gizlemeye başlıyosun. Ağzına ilk geleni değil, genelde ikinci geleni söylemeye çalışıyosun. Kafana ilk eseni zaten yapamıyorsun. Mesela şimdi sen bişeyleri merak ediyorsun ya..büyüyünce etmemeye başlıyorsun. Yaratıcılıkların da azalıyor, hayallerin de…Gördüğün rüyalar bile azalıyor. Çoğunu hatırlamıyorsun..En kötü şeylerden biri, bi ‘etkilenmeme’ hali geliyor insana. Malın teki oluyosun. Azıcık yağmur yağsa hemen kaçıyorsun..çünkü artık o senin için sadece ıslanmayı ifade eden anlamsız bir şey. Aynaya daha çok bakıyorsun. Bu da iğrenç bişey. Giydiklerin önemli, yediklerin, hatta nasıl yediğin bile önemli..Hele başkaları! Başkaları ve daha önemsiz pek çok şey artık senin için çok önemli. Onların ne aldığı, ne kullandığı..hepsi önemli hale geliyor. İçmeden gülemeyen insanlar beliriyor etrafında..içmeden eğlenemeyen bir sürü insan. Belki sen de onlardan biri oluyorsun bazen. Sonra bir bakıyorsun, en güzel hikayelerini çocukken yaşamışsın. Salaklaşıyorsun..ve ölünce çok şaşırıyorsun.

[Bu yazı senin için değil. Bekleme yapma, devam et.]

Bazen keşke liberal olmasaydım diyorum. “Hayek” denince, keşke benim de aklıma ilk önce Salma Hayek gelseydi. Liberallerin bir cemaati yok, lideri yok, reisi yok, ustası yok, ocağı yok, toplandıkları evleri veya aidiyet duygusunu hissedeceğiniz bir mekanları yok. Pastanelerde falan buluşuyoruz biz. Hiç çekici değil. Şöyle posterlerde, sokak duvararında yaşatacağımız, yolunda gideceğimiz, küfretti
rmeyeceğimiz, edeni dövebileceğimiz liberal bir kahramanımız bile yok. Bi türkümüz yok, şarkımız yok. Sinir bozucu.

Okul çıkışında kavga olduğu zaman ülkücüler gelir birbirilerini kollarlardı. Ben hep tek kalırdım. Bir gün ben de LDP Bakırköy İlçe Başkanlığı’nı aradım “kavga var” diye. Kimse gelmemişti. Ağzımı burnumu kırdılar benim. Milliyetçi değilim. Ulusalcı değilim. Muhafazakar değilim. Liberal olmak yorucu. Ayrıca garip de..özellikle bu ülkede. Mesela türban yasaklarına karşı mücadele ederken ertesi gün gay ve lezbiyenlerle beraber bir yürüyüşe de katılabilirsiniz. Annem beni uzun bir süre CHP’li zannetti. Güne gelen arkadaşlarıyla beraber benimle övünüyorlardı. Sanırım ilk olarak Cumhuriyet mitinglerine katılmayı reddettiğim zaman gerçeklerin farkına vardı. Herkes mitinglere giderken ben evde uyuyordum. Çok sinirlenmişti. Son seçimde Sarıgül’e oy vericem deyince barıştık.

Amcam beni uzun bir süre AKP’li zannetti. Muhtemelen o da benim ne kadar akıllı bir çocuk olduğumla övünüyordu. Sonra AKP’yi protesto ederken görmüş beni televizyonda. Aramız bozuldu. Ona da oyumu Topbaş’a vereceğimi söyleyince barıştık.

Çok sıkıldım ben liberal olmaktan. Sanırım herkesin hakkını savunduğunuz zaman kimseniz kalmıyor bu memlekette. Çünkü ille bir gruba, ille bir kimliğe ait olmanız ve tüm enerjinizi onların mağduriyetlerine adamanız isteniyor sizden ama olmuyor işte, isteseniz de yapamıyorsunuz. Yani liberal falan olmayı düşünüyorsanız bi bilgilendireyim dedim..bunları bilin, ona göre gelin. Hatta bence gelmeyin.

Asker Anonim Asks:
1 Nisan'da kime ne şaka yaptın anlat bakalım :))
banageldiler banageldiler Said:

Aman aman hiç bulaşmadım o olaya. Ama şimdi aklıma geldi de eskiden bi sevgilim bana 1 Nisan’da “Soner ben ayrılmak istiyorum” demişti. Sonra ben de hemen kabul etmiştim. Meğer şakaymış. Çok saçma bir durum oldu birden. ŞAKAYDI YA NE DİYOSUN SEN YAA!? falan oldu böyle bi anda…Hayır bi de öyle iğrenç bi durum ki, “ya canım ben gerçekten ayrılmak istediğini sanmıştım özür dilerim” desen bi türlü demesen bi türlü. İnsan böyle bişeyi hemen kabul mü eder abi? Sonra hiç istemeye istemeye bi de böyle gönlünü almaya çalıştım. Çünkü kız baya kötü oldu yani. Evine gittim, annesiyle aram iyiydi. Odasına saklandım. Plan şu; okuldan gelecek, odaya girecek, beni görecek ve şaşıracak, sarılıcaz falan…Kız gelmedi, babası geldi. Yani herifin beni kızın odasında görmesi an meselesi. Ve dünyada tanıdığım en sinirli insandı babası. Bi yandan da aramayan kız aramaya başladı beni ama telefon sessizde. Açamıyorum. Konuşsam babası duyacak..böyle sıçar pozisyonda kızın odasında koltuğun arkasında duruyorum, kıpırdayamıyorum. Babasının yürüme sesleri falan geliyo. Pezevengin de durduğu yok, git banyoya gir, git yatak odasına gir..yok..adam deli gibi dönüyo evin içinde. Sonra ben açmadım ya telefonu..bi de üstüne kız mesaj attı. SONER 15 KERE ARADIM AÇMADIN ALLAH BELANI VERSİN SEN NASIL BİR İNSANSIN NEFRET EDİYORUM SENDEN falan diye döşüyo bana..ozaman whatsapp yok tabii. Neyse ben hala sürpriz peşindeyim, kıza cevap yazmıyorum. Hala bekliyorum ki gelecek. Sonra anası geldi. Dedi ki olm soner sen hemen git, babası geldi bak görür mörür seni dedi. Tamam Ayşe teyze dedim..Babası tuvaletteyken ben hemen uzadım. İnerken merdivenlerden düştüm apartmanda gümbür gümbür ses çıktı binada böyle hayvan gibi düştüm. Bi komşu kapıyı açıp baktı beni gördü kapattı. İnsan bi sorar dimi bişeyin var mı evladım? yerdeyim çünkü ben. Tabii o zamanlar ben insanlığın öldüğünü yeni yeni öğreniyorum . Herneyse, sonra bizim aramız bi türlü eskisi gibi olamadı o kızla. Olacağı da yoktu aslında, bakmayın iyi oldu. Bizim olurumuz yoktu. Sanırım tam 1 ay sonra, 1 Mayıs’ta, işçi bayramında ayrıldık. Taksim çok kalabalık, ben yine çok yalnızdım.

Asker Anonim Asks:
Sonerlerin  kralıkralların kralıitalyanin paduasımeşhurdur sahanda yumurtasıdemirden kafatasıah vah bu ne laf salatasıportakallı hindine iyi giderdi şimdiyolumuzu bi bulsak,durmadan akardık de mi?teşvik mi lazım,taktik mi?sana bir yer söyleyeyimorda da bi dur hanibir güzelin önüdurulacak yerlerin sonusorulacak son soruBizden gönlün razı mı? 'ağlarsan beni de çağırçağır dediysem anlabana da bana dabu kalp ağır.'BuzgibiBiraderler
banageldiler banageldiler Said:

ne istiyosun benden tam olarak?

Asker Anonim Asks:
bugüne kadar seni çok etkileyen bir söz veya cümle var mı?
banageldiler banageldiler Said:

Çok var esasında ama şimdi düşününce nedense eşcinsel bir arkadaşıma sorduğum bir sorunun cevabı geldi.

Ona, “hayatında seni en çok ne etkiliyor?” diye sormuştum…O da bana “İnsan hiç güne, anne-babasının onu öldürebileceği korkusuyla başlar mı? İşte bu insanı her gün bitiriyor” demişti. Hala aynı evde yaşıyorlar…

Valla sizi üzmek istemem ama ben seçimlerde bir sürpriz beklemiyorum. CHP’nin 35’i geçmesi, AKP’nin 40’ın altında kalması sürpriz olacaktır bana göre. Kendi adıma en büyük sürpriz zaten çoktan gerçekleşti. Çok değil, henüz Haziran ayında aklı başında falan zannettiğim insanların aslında tam bir denyo olduklarını bu süreç zarfında girdikleri iletilerden öğrenmiş oldum. Gerçekten benim için sürprizoldu. Seçimden sonra, “ALDINIZ MI CEVABINIZI LANN!!”, “MİLLET CEVABI SANDIKTA VERDİ İŞTE!!!” tarzı iletiler girmek için sabırsızlıkla bekleyen malum ‘AKP’ci’lere şunu söylemek isterim ki hiçbir oy oranı AKP’nin yaptığı ve yapacağı hukuksuzlukları meşrulaştırmayacaktır. Bakın yolsuzluk demedim. O umrumda bile değil, gerçekten. Siyaset oldukça, yolsuzluklar da olacak. Hukuksuzluklar/izansızlıklar dedim. Yüzde kaçlık bir oy oranı adli kolluk yasasını, soruşturmaların izne bağlanmasını, akılalmaz MİT yasasını, TİB’in yetkilerini, protesto/gösteri haklarına yapılan apaçık tecavüzleri veya bir başbakanın bir grubu sabah-akşam böylesine hedef tahtasına koymasını ve elindeki tüm kurumlarla bu derece üzerine gitmesini meşru hale getirebilir ki? 

Elinde çekiçle ortalıkta gezen ve karşısındaki her şeyi çivi olarak gören bir iktidar..oldukça tehlikeli ve güvenilmez bir iktidardır. Türkiye’de insanların geneli ekonomik gidişata göre oy verir. Yarın olası bir ekonomik krizde hiçbir başörtülü bacı, ana, gardaş..kimse AKP’yi tanımayacaktır. Yani Türkiye’de aslında seçimler ‘ekonomi’nin oylamasıdır. Türk siyasi tarihi, nice meydanlarda AKP’ye benzer kalabalıklar görmüştür. Krizlerle birlikte hepsi silinip gittiler.

Ve ‘ortalama Türk’ün umrunda değildir ne Ergenekon davaları, ne paralel devletler, ne Kürtler, ne de dış güçler…Bu politikaların oy oranlarına etkisi sınırlıdır. AKP düşük bir oy aldığı zaman Sözcü Gazetesi bunu “HALK İHANET SÜRECİNE DESTEK VERMEDİ!!!” olarak okuyabilecekken, Zaman Gazetesi “HALK CAMİAYA ARKA ÇIKTI!!!” tipinde okumalar yapabilir. Benzer şekilde, yüksek bir oy oranında ise Star Gazetesi “HALK MONTAJ YAPTI!!!” türünde bir başlık atacaktır. Hiçbiri doğru bir okuma olmayacaktır. Yarınki seçimde yine çoğunluk kazanacak, temel hak ve hürriyetler mağlup olacaktır.

Asker Anonim Asks:
Sence aşık olduğumuzu nasıl anlarız? Testi nedir?
banageldiler banageldiler Said:

sarılmak istiyosun.

Asker Anonim Asks:
nerde oturuosun?
banageldiler banageldiler Said:

belediye başkanlarının afişlerinde selam verdiği yerde.

Asker Anonim Asks:
Bir kadın da en çok seni ne iter?
banageldiler banageldiler Said:

-da’yı birleştirecegi yerde ayırırsa iter.

Asker Anonim Asks:
Bir kadında seni en çok ne çeker?
banageldiler banageldiler Said:

beklentisizlik.

Asker Anonim Asks:
İtalyanlara göre bir cafede oturup kahveni içerken insanları seyretmek Dolce Far Niente'dir. Aylaklığı severler zira haftalık 40 saat gibi bir süre çalışırlar. Türkiye'de bu rakam 45'tir. Ha gerçi uzun çalışma saati bizim çalışkan ve üretken olduğumuzu göstermez, çalışılan saatte çıkardığın ürünün kalitesi çalışma saatlerinden daha önemli ama ne biliyim İtalyanlara bok atasım geldi demek ki.Tembeldir, aylakdır italyanlar en çok çalışan uzuvları çeneleridir.Tecrübeyle sabittir.. Sevgi&Saygı-ŞNAZ
banageldiler banageldiler Said:

Şehnaz’cım verdigin bilgiler için teşekkür ediyor, bu vesileyle eski kocanın bir kez daha Allah belasını versin demek istiyorum.

*İtalyanca: Hiçbir şey yapmamanın mutluluğu.

Merhaba arkadaşlar, bunun adı Püskül.

Bir fabrikanın bahçesine, birisi tarafından bırakıldı ve sözkonusu kişi bir daha hiç uğramadı. Bırakan kişi muhtemelen sahibi olabilir çünkü adam bidaha gelmeyince, Püskül çok zor zamanlar geçirdi. İlk 2-3 ay neredeyse yemek yemedi ve neredeyse tuvaletini yapmadı. Şimdi ise iyi. Tek derdi var, sürekli bağlı. Günde 1 sefer dolaştırılıyor ama tabii ona yetmiyor. Püskül’ü sahiplendiricez arkadaşlar. Çünkü o, hiçbir hayvan gibi bu kadar bağlı olmayı haketmiyor bence.

Kendisi gördüğünüz gibi Golden. Dişi. Temel bir eğitimi olduğunu düşünüyoruz çünkü komutları (otur, kalk, koş, tut vs..) anlıyor. Aşıları var. Düzenli kontrolleri yapılıyor. 

Ona iyi birisini arıyoruz. Onu gerçekten çok sevecek, naif birisini. Çünkü çok duygusal. Ayrıca bence çok uğurlu bir köpek. Onu ne zaman sevsem 15 dakika içinde güzel bir şey oluyor. Neden Tumblr? Çünkü ben bu kadar hayvansever insanın birarada olduğu başka bir ortam olduğunu düşünmüyorum.

Not: Püskül İstanbul’da. Onu sahiplenmek istiyorsanız, bloguma girip bana doğrudan özel mesaj yoluyla ulaşabilirsiniz. blog: banageldiler.tumblr.com

Bu mesajı RB yaparak, onun iyi bir yuva bulmasına yardımcı olabilirsiniz. Şimdiden teşekkürler.